|
|
|
Anasayfa > Dojo > Aikido > Eğitmenlerimiz > Hideaki Suezawa
|
|
|
Tarih : 25.12.2009 17:35:09
|
Bu haberi 546 kişi okudu.
|
|
|
|
|
|
USTAMIZ
|
|
Aikido Eğitmenimiz
Hideaki Suezawa 8.Dan
|
İlk okul sıralarında Judo ile budo hayatına başlayan H.Suezawa, O sensei Ueshiba ile tanıştıktan sonra Aikidoya başlar. O-senseinin ölümünden sonra Gozo Shiado ile çalışmalarına davet etmiş, olup Yoshinkan Aikido Stilinin dünyada yaşana 4 temsilcisinden birisidir. 10 sene kadar Tokyo Polis Akademisinde eğitim vermiştir. Tokyo-Narita'daki dojosunda eğitmenliğe devam eden Suezawa Shihan, aynı zamanda Dünya'da Jodo sanatının Efsanevi ismi olarak bilinen Nishioka Sensei'nin de öğrencisi olarak Budo sanatında hem öğretmen, hemde öğrenci olarak çalışmalarına devam etmektedir.
2 Ekim 1939’da Suginami Bölgesi- Doğu Narita'da doğmuş olup, şu an 71 yaşındadır.
6 kişilik bir ailede yetişmiştir. Aikido sanatına başlamasına Savaş sanatlarını çok seven ağabeyi Kiyohide vesile olmuştur.
1945 senesinin Ağustos ayında Kagawa bölgesine taşınır. O yılları Suezawa Sensei şu şekilde anlatır ;
"Sonraki yıl Kagawa’da bulunan ilkokulda öğrenim hayatıma başladım ve bir sene bu okulda eğitim gördüm. 1947 senesinde ise Tokyo’ya dönerek Suginami Daini İlkokulu’nda öğrenim hayatıma devam ettim. O zamanlarda çok fazla çocuk vardı ve hep grup olarak eğlenip, oyunlar oynarlardı. İlkokul 3. ve 4. sınıflarda iken sınıfın patronu gibiydim ve okulun tüm erkek çocuklarını toplardım ve derse girmek yerine oyunlar oynamaya giderdik. Benim için o zamanlardan kalan en eğlenceli hatıramdır. Sonraları sınıfımın değişmesi sayesinde yaramazlık yapmayı bıraktım ve o zamandan sonra mantık dışı hiçbir şey yapmayan bir öğrenci oldum. İlkokul döneminde barfikste iyiydim ve okulda biriciliklere sahiptim. Ortaokulda barfiks dışındaki atletizm sporlarına da önem verdim ve onlarda da önemli başarılar elde ettim. Yine ortaokulda Judo yapmaya başladım ve 3 sene Judo yaptım.Ortaokulda 3 sene boyunca ( Sone sensei eşliğinde) okulun kulüp faaliyetlerinde Judo yaptım. Aynı zamanda, polislerin çocuk Judo’suna da katıldım.
Aikido ile tanışmam konusunda ise şunları söyleyebilirim. Ağabeyim bir gün, gittiği eski savaş sanatları gösterisinde ( Enbu’da), ShiodaHoca’nın, bir seferde 2 – 3 kişiyi fırlatmasını görerek çok etkilenmiş. Ve benim Aikido yapmam gerektiğini düşünmüş. Bunun üzerine ben de 1955'de, İidabashi bölgesinde bulunan, Aikido Yoshinkan’a gidip, gereken şartları sağlayarak 33. olarak girmeyi başarmıştım.
Yağmur da yağsa, kar da yağsa her gün ağır bisikletimle 40 dakikalık uzun bir yolu aşıp, dojo’ya giderdim.
Yoshinkan Aikidonun yanında 1 sene kadar Kendo yaptım. Aynı yıllar İwama’da açılan Aikido eğitim kampına katıldım. Üniversite yıllarında yine aikidonun yanında Japon boksu ile Karate ( Yamada Tatsuo Sensei) yaptım.
30 yaşıma geldiğimde, Shiseikan Salonuna giderek ve Kashima no Ken (Kashima’nın Kılıcı) çalıştım.
1970li yıllarda Eğitmen Fukaya Shinichi ile tanışarak, onun nezaretinde 4.dan seviyesine kadar İa-ido ile Jodo Savaş Sanatları’nı çalıştım.
2002’ye gelince, Nishioka Sensei’nin öğrencisi olan Arai Sensei eğitmenliğinde Shinto Muso Ryu (Jodo ve Jojutsu tekniklerini pratiğe döken savaş sanatı) tekniklerini öğrendim.
Aikido’nun teknik gösterisi yapılacak ve Ueshiba Hoca tatamiye çıkacak diye duyduğumda, derhal ben de gittim. Ve Ueshiba Hoca ile çalışırken kendimi kaybettiğimi fark ettim. Hocanın uyguladığı teknikler, şaşırtıcı bir gizem ile doluydu. Özellikle, O’nun gözlerindeki parıltı beni son derece şaşırtmıştır. Göz bebeğinde yeşil bir parıltı olduğuna ve parıl parıl parladığına birebir tanık olmuşumdur. Bir başka sefer, dağ antrenmanındayken ( Iwama), akşamın koyu karanlığında Ueshiba Hoca’nın gözlerinin belli olduğunu ve bir kedinin gözü gibi parıldadığını görmüştüm.
Yoshinkan’ın himayesindeyken Wakamatsu-cho’da bulunan Ueshiba Hoca ile tanışıp onunla çalışmaya karar verdim ve yola çıktım. Bunu gerçekleştirebilmem için Ueshiba hocaya referans mektubu yazan diğer hocam Komatsu Sensei, iyi tanınan birisiydi ki Ueshiba Hoca tarafından çok iyi karşılandım.
Ueshiba hocanın özel odasında çokça sohbetlerimiz oldu ve O’nun kitap koleksiyonunu, şiir koleksiyonunu görme şansını yakalamıştım.
Kansai Mezuniyet gösterisi için gittiğimiz Osaka’da şahsi rehberliğini yapmıştım. Ve o zaman ne kadar önemli biriyle beraber olduğumu anlamıştım
Iwama’da açılan eğitim kampına birçok sefer katılma şansım oldu.
Saito Sensei o zamanlar çok sağlıklıydı ve “ince dallardan toplanarak bir araya getirilen, eğitim amaçlı tahta kılıç” ile güçlüce vurmayı bana gösterme lutfûnda bulunmuştu. Ueshiba sensei tarafından bu çalışmalardaki performansımın takdirle karşılandığını hatırlıyorum.
Şu an savaş sanatlarının yaşam kaynağım olduğunu söyleyebilirim. Yapmış olduğum işte başarılı olmamı ve işimi devam ettirmemi, yürekten savaş sanatları ruhuna sahip olmama bağlıyorum. İş yaşantımın ve savaş sanatlarının birbirine sıkıca tutunduğunu düşünmekteyim. İşimde bir çok sıkıntıya yenik düşmeden, Budo sayesinde edindiğim öz güvenim sayesinde, işimdeki bir çok sıkıntıya yenik düşmeden, nasıl mücadele edileceğinin yolunu göstermiştir.
Savaş sanatları, hayatın sıkıcılığını, monotonluğunu silip atarken, sağlığımı korumama da yardımcı oluyor. Aynı zamanda iş olarak da yaptığım Savaş Sanatları, öğrencilerimden harika bir şey olan gençlik denen enerjiyi almamı sağlıyor.
1970 yılından itibaren yaklaşık 20 yıl boyunca Fukaya Shinichi Sensei(7.Dan) eğitmenliğinde ve bu senenin Şubat ayına kadar( 2007) 8 yıllık bir süreçte Nishioka Sensei’nin dojosunda yaptığım Jodo çalışmalarının üzerine orijinal bir fikir koyarak, yeni bir ekol oluşturmaya çalışacağım.
Japonca’da “Savaş Sanatları” anlamını veren Japonca karakteri?analiz edersek, “savaşı durdurmak” anlamı ortaya çıkar. Savaş yok demektir. Yani amaçlanan uyumlu olmak, uyumu oluşturmaktır.
Benim yaptığım Aikido ile ilgili olarak, kurucu Ueshiba Morihei Sensei’de uyumlu bir ruh ve bir sanatın somutlaşmış şekli vardı diye düşünüyorum. Savaş sanatlarını çalışan kişiler, elbette teknik ve o sanatın ruhunu edinirler. Ama şunu söylemek isterim ki, yaptığınız sanat ne olursa olsun eğer üzerinde çalışılmazsa ve ruhunuza yansıtamazsanız bir anlamı kalmaz.
Benim düşünceme göre, öğrenciler çıraktan ziyade kardeş gibidir, aile gibidir. Bir sanatı çalışmak, beraberce tekniği uygulayabilmek, derin ve değerli bir bağdır.
Aikido ve Jodo dahil tüm savaş sanatlarının temeli çok önemlidir. Ben bunu bir ağacın köklerine benzetirim. Bir ağaç ne kadar kalın gövdeye, ne kadar güzel çiçeklere sahip olursa olsun, onu toprağa sıkı sıkıya bağlayan kökleri olmazsa ayakta durması imkansızdır. Benim ısrarla “temel” dememin sebebi de budur. Pratik yapmak ise kalın ve güçlü bir ağaç gövdesi ortaya çıkarmaktır diye düşünüyorum.
( Yukarıdaki Röportaj Bushido Life dergisi tarafından 2009 senesinde yapılmıştır. İzin alınmadan kullanılması kanunen yasaktır)
|
|
|
2009SuezawaShihan Kasım Fotoları
|
|
|
|
| Yorumlar |
Bu haber için henuz yorum yapılmamış.
|
| Sizin Yorumunuz |
|
|
|
| Benzer Haberler |
Kategorideki Diğer Haberler |
|
|
|
Anket |
|
|
Sayaç |
Şu an sitede 110 kişi var.
Toplam Ziyaretçi:
95811
|
|
|